
Bir Musadağ gezisinin ardından…
Kasım 2011 Samandağ’a kısa bir ziyaret yapıyoruz , ülke gündeminde Dersim tartışmaları hala devam ediyor. Oraya varınca aslında Musa dağ olayının da Dersime çok benzediğini hatırlıyorum hatta çok benzemekten de öte kopyası gibi geliyor bana .
Musa dağda ne olmuştu ? kısaca hatırlayalım… hatırlayalım çünki yöre insanı bile üzerinden daha yüzyıl bile geçmemişken hatırlamıyor doğru dürüst.
Kısaca olayı özetliyelim …
1915 te tüm Ermenilerin yurtlarından nakledilecekleri haberi dalga dalga yayılıyor ve nihayet haber Musadağ da bulunan yedi ermeni köylerine de varıyor. Bunun üzerine yörede ateşli tartışmalar başlıyor. Bazıları kendilerinin masum köylüler olduklarını bu yüzden de kendileri bu kapsama girmeyeceklerini düşünüyor bazıları yapacak bir şey yok teslim olalım her şey yoluna girer diye düşünüyor. Fakat çoğunluk köyler biz bir yere gitmiyoruz burası bizim yurdumuz diyorlar. O günlerde herkes kararını veriyor gitmek isteyenler ve kalmak isteyenler. Kalmak isteyenler hummalı bir çalışma başlatıyor ve stratejik olarak belirledikleri bir bölgeyi (dağ) üs olarak hazırlıyorlar ellerindeki tüm lojistik desteği dağa taşımaya başlıyorlar. Orada yaşayabilecekleri ve gerekirse savaşabilecekleri ortamı hazırlıyorlar. Nihayet korkulan günler geliyor teslim olanlar yola çıkıyorlar direnenler de dağa… böylece mücadele başlıyor Türk ordusu dağı ele geçirmek için saldırıyor Musadağlılar direniyor... Bu arada yola çıkan sürgün kafileden de kötü haberler dağa ulaşıyor.
MOVSES PANOSYAN’IN ANLATTIKLARI
(1885, MUSA DAĞ DOĞUMLU)
Kırk günü aşkın bir süredir gece, gündüz dövüşüyorduk; artık, gücümüz kalmamış, yiyecek ve barut azalmıştı… Arkamızda Akdeniz vardı; karşıdan geçen bir gemi olursa, bizi görüp yanaşsın diye, orda geceleri bir ateş yakıyorduk. Gün içerisinde de Protestan rahip Andreasyan büyük bir çarşafın üstüne büyük kırmızı bir haç çizmiş dağın yamacına astırmıştı… Günler sonra, sonunda uzaklarda bir gemi göründü. Kırıkyanlar’ın oğlu iyi yüzücüydü; denize atlayıp yüzmeye başladı. Onun boynundan asılı bir demir kutu vardı; içinde de Fransızca yazılı bir mektup bulunuyordu. Gemiden dürbünle bakıp, birisinin gemiye doğru yüzdüğünü görmüşler; gemiye çıkması için yardım etmişler. Kırıkyan Movses Hıristiyan olduğunu göstermek için, hemen diz çöküp haç çıkarmış; zira, kendisi Fransızca bilmediğinden konuşamazdı. Yazılmış mektubu çıkarıp kaptana vermiş. Onlar mektubu okuyup, beş bine yakın Musa Dağlı Hıristiyan Ermeni’nin dağda Tanrı’dan kurtuluş beklediğini öğrenmişler. Kaptan sormuş : “Siz nerdesiniz? Düşman nerde? Ne kadar gücünüz var?” Sekiz gün dayanın; gidip hükümete sorup izin alayım. Ya size silah veririz, ya da gelir sizi kurtarırız. Silah getirmediler; ama, bizi kurtarmak için zırhlılarla geldiler. ben hiç umudumu kaybetmiyordum; ve kurtulduk.
Bu onurlu mücadele bir isyan olarak anılmak isteniyor… tıpkı dersim gibi….
Aşşağıda bahsi geçen köylerden birkaç ermeni izi var.
Yoğunoluk köyü kilisesi. Altta tarihi kilise üstte köy camisi
Kiliseden iç detay
Aynı kilise.. tek eksik kısmı kubbesi. şu an gökkubbe modeli






