Küçük Balık Küçük balık yiyecek bir sey sanıp hızla atıldı çapariyeönce müthiş bir acı duydu dudağında gümbür gümbür oldu yüregi sonra hızla çekildi yukarıya aslında hep merak etmisti denizlerin üstünü, neye benzerdi acep gökyüzü bir yanda büyük bir merak bir yanda ölüm korkusu ne çare balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu küçük istavrit anladı yolun sonu koca denizlere sığmazdı yüreği oysa şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende cansız uzanıvermiş dostlarına değiyordu minik yüzgeci insanlar gelip geçtiler önünden, bir kedi, yalanarak baktı gökyüzünün içine yavasça karardı dünya başı da dönüyordu son bir kez düşündü derin maviyi beyaz mercanı bir de yeşil yosunu iste tam o anda eğilip aldım onu yürüdüm deniz kenarına bir öpücük kondurdum başına iki damla gözyasından ibaret sade bir törenle saldım denizin sularına bir an öylece bakakaldı sonra sevinçle dibe daldi gitti, tüm kederimi söküp atarak tesekkürü de ihmal etmemisti birkaç değerli pulunu elime avuçlarıma bırakarak... balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme sorar gibiydiler, neden yaptın bunu niye…, 'bir gün' dedim 'bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük balık kadar çaresiz' son ana kadar hep bir umudum olsun diye.' |
Can Aygülteli |
Biraz benden , biraz ordan , biraz burdan sevdiklerim burada dostlarım burada , paylaştıklarım burada.. Ohannes‘in yerine hoşgeldiniz.
Talih insana bütün nimetlerini verse, onları tadabilecek bir ruh gerekir. Bizi mutlu eden; bir şeyin sahibi olmak değil, tadına varabilmektir.